Home » Psikolojik Danışmanlık » AİLE İÇİ İLETİŞİM

AİLE İÇİ İLETİŞİM

aile ici iletisimi gelistirmek icin neler yapilmali 150x150 AİLE İÇİ İLETİŞİM 

İLETİŞİM

 

İletişim, dil kullanarak ya da kullanmaksızın insanlar arasındaki duygu, düşünce ve yaşantıların ifade edilme yöntemidir.

 

İLETİŞİMİN ÖNEMİ

İletişim toplumsal bir varlık olarak insan yaşantısının kaçınılmaz ve önemli bir boyutunu oluşturur. Belirli bir sosyal çevre içinde yaşayan insanlar farkında olsun ya da olmasınlar birbirleriyle iletişim içindedirler. Kişiler arası ve toplumsal sorunların çözümü eğitimin yanı sıra iletişimi gerektirir. Sağlıklı iletişim becerilerinin geliştirilmediği toplumlarda insanların sorunlarını çözümlemek için başlattıkları iletişim çatışmaya dönüşebilir. Çağdaş bir toplum olabilmek ve sorunlara demokratik çözümler getirebilmek için bireylerde sağlıklı iletişim becerileri geliştirilmelidir. Bu da toplumların eğitime verdikleri önemi iletişime de vermeleri ile mümkündür.

 

 

 

ANNE BABA OLARAK ÇOCUĞUNUZU VE KENDİNİZİ NE KADAR

TANIYOR SUNUZ?

Çocuklar amaçlarına ulaşmak için heyecanlarını kullanırlar. Nasıl mı?

Örneğin çocuğun gözyaşı ile neler yapabileceğini öğrendiğini varsayalım. İsteklerini yaptırmak için sık sık bu yola başvuracaktır. Çocukların gözyaşını kullanmasını bir su gücüne benzetebiliriz. Duyarlı bir çocukları bir düşünün; incindiklerini hemen belli ederler. Sanki bir işarettir bu… Demek ister ki “dikkatli davranın yoksa kırılırım” Böyle bir çocuğun anne babası da onu korumaya alacak ve istediğini hemen yapacaktır.

Aile Atmosferi Nedir?

Anne baba tarafından kurulan insan ilişkileri modeline “aile atmosferi” denir. Bu atmosfer, rekabete ya da işbirliğine dayandığı gibi, dostça ya da düşmanca, otoriter ya da seçimli, düzenli ya da karmaşık olabilir.

Aile atmosferi, çocuklar için ilk insan ilişkileri modelini verir. Aile değerleri çocukların seçimlerini etkiler. Müziğe önem verilen bir ailede çocuğun seçiminin bu yönde olma ihtimali yüksek olacaktır.

Sizin Aile Atmosferiniz Nasıl ?

AİLE ORTAMI

Bir çocuğun aile içindeki psikolojik durumu diğer kardeşlerine bağlıdır. İlk doğan veya 2. doğan gibi…

Her çocuğun aile içinde değişik bir konumu vardır. Çocuk tüm olayları kendi bakış açısına göre algılar. Aile ortamı çocuklar arasındaki farkları açıklar.

Kişiliğin oluşmasında kardeşler arası rekabet önemlidir. Bu rekabet sonunda bir çocuk başarılı olurken diğeri umutsuzluğa düşüp başarısız olabiliyor. Bu rekabet onların kişilik gelişiminde önemli rol oynar.

Kendi çocuklarınızı inceleyin. Onların psikolojik durumunu anlamaya çalışın. Bazen ilk çocuk üstlendiği rolden memnun olmayabilir. Bazı son çocuklar da ailenin bebeği olmak istemeyebilir.

Sonuç olarak kaç çocuğunuz olursa olsun hepsinin yerinin ve öneminin ayrı olduğunu, hepsinin biricik ve özel olduğunu hissettirin. Kardeş kıskançlığını körükleyecek ayrımcı tutumlardan uzak durun.

“Her çocuk çiçek gibidir, sulanmak, sevilmek, şefkat görmek ister. Unutmayın çiçekler rengârenktir.”

 

AŞIRI KORUYUCU ANNE BABA

Bir çocuğun uğrayabileceği şanssızlıklardan biri de aşırı koruyucu anne baba tarafından yetiştirilmektedir.  Anne baba çocuklarıyla öylesine ilgilidir ki çocukları için her şeyi yapması gerektiğine inanırlar,  çocuklarının hizmetçisi durumuna gelebilirler. Çocuklarına sürekli tembihlerde bulunur; “ceketini ilikle”, “kitaplarını unutma”, “uslu çocuk ol” vs.

Bu aşırı koruyucu davranışlar, çocuğun özgüvenini ve bağımsızlığını yok eder ve bağımlı bir dolu çocuk yetişir.

Peki, doğru olan tutum nedir?

 

Sorumlu Anne Baba Tutumu:

Karşılıklı saygı vardır, çocukların haklarını göz ardı etmez. Örneğin, Ömer’in arkadaşı futbol topunu evin salonuna sokar. Anne topu alarak “üzgünüm ama çocuklar, topunuz bir şeyleri kırabilir. Başka bir şeyle ya da dışarıda oynamaya ne dersiniz?”

Anne bu sakin tavrıyla zarara uğramamış bir evde oturma hakkını belirttiği gibi, çocuklara alternatif sunarak onlara saygısını da göstermektedir.

 

Hatırlanması Gerektiren Noktalar

  1. Kendinizi ve çocuğunuzu anlamak
  2. Duygularınız kendiliğinden oluşmaz onlara biz sebep oluruz.
  3. Duygularımız inançlarımızdan etkilenir.
  4. Kendi duygu ve davranışlarımızdan bizler sorumluyuz.
  5. Çocukların her davranışına müdahale etmekten vazgeçin.
  6. Çocukların sorumlu kişiler olarak yetişmelerine yardım etmek, çocuklar açısından en iyi yoldur.
  7. Kontrol etme, baskı yapma, aşırı koruma ve acıma duyguları çocukların saygı kavramlarını mahveder.

 

Yüreklendirme: Çocuğunuzun Güven ve Değer Duygularını Geliştirme

Çocukla anne baba arasındaki ilişkiyi geliştirmede en önemli becerilerden biri de yüreklendirmedir. Çocuğun kendisine güvenmesine, saygısını geliştirmesine, yeteneklerine inanmasına yardımcı olur.

Otoritenin egemen olduğu evlerde çocuklar değer yargılarını evdeki egemen gücün verdiği ödül ve cezadan öğrenir. Demokratik ailelerde ise çocukları etkileyen şey yüreklendirmedir.

Çocukların hatalarını bulmaktansa, beğendiğiniz olumlu davranışlarını destekleyin.

Çocuklarımızla olan ilişkilerimizde genellikle iyi niyetlerimizle, ideallerimiz birbirini tutmaz. Bunun nedeni, toplumun bizi hataları bulup çıkarmada usta kılmasıdır. Sürekli eleştirir ve kötümser davranırız. Çocuklarımızın cesaretini kırarız. Ama yeni davranış biçimleri kazanarak bu olumsuz tutumlardan kurtulabiliriz.

Yüreklendirici olmaya karar veren bir aileyi ele alalım: öncelikle aşağıdaki davranış ve tutumlardan vazgeçmek zorundadır.

 

ANNE BABALARIN BEKLENTİLERİ VE BU BEKLENTİLERE YÖNELİK UYGUN OLMAYAN DAVRANIŞLAR:

İDEALİMİZ GERÇEK DAVRANIŞLARIMIZ
Çocuğum sorumlu ve bağımsız olmalı Çocuğa yaptırım uygulamak. Ödevlerini yapmak.
Çocuğum saygılı olmalı Çocuğu aşağılamak, eleştirmek, rahatsız etmek, azarlamak, cezalandırmak.
Çocuğum mutlu olmalı Başarıyı övmek, ancak hataların üstünde ısrarla durmak, daha iyisini yapabileceğini söylemek
Çocuğum beni sevmeli Şefkat beklemek, ancak “çok meşgulüz” bahanesiyle onu kenara itmek.
Çocuğum, bağımsız, cesaretli ve kendine güvenli olmalı Beceremeyeceği işleri üstlenmesini sağlamak. Eleştirmek.

           

AŞIRI HIRSLI ANNE-BABALAR

            Aşırı hırslı anne baba çocuklarını mükemmel olmaları konularında ısrarlıdır. Çocuk olası bir başarısızlıkta olduğu yerden uzaklaşmaya bakacaktır. ‘En başarılı çocuk benimki olsun’ isterler. ‘daha iyi yapabilirdin’ gibi sözler, çocuklara sadece başarılı olduklarında değer kazanabilecekleri fikrini aşılar.

Çocuklarınızı Olmaları Gerektiği Gibi Değil, Olduğu Gibi Kabul Edin

            Çocuklarımızı olduğu gibi kabul etmeliyiz. Onların her zaman değerli olduklarını anlamalarına yardımcı olalım.

 

Olumlu Yaklaşın

Yüreklendirmeyi amaçlayan anne babalar, öncelikle çocuk hakkındaki olumsuz düşüncelerinden sıyrılmalıdırlar. Ortaya bir sorun çıktığında, anne baba saygı temeline dayanan yöntemlere başvurmalıdır.

 

Övmektense Yüreklendirin

Övgü, ödülün bir türüdür. Rekabete dayanır. Ancak kazanınca verilir. Çocuğu öven anne baba, aslında “iyi olduğuna inandığım şeyi yaparsam benim tarafımdan fark edilmek ve değerlendirilmekle ödüllendirileceksin” demektedir.

Yüreklendirme, çaba ve gelişme içindir. Çocuğun değer ve güçlerini olumlu yönde kullanmasını sağlar. Çocuğu yüreklendiren anne baba, onu başkalarıyla kıyaslamak yerine, çocuğun güçlükle baş edebilme yetisiyle ilgilenir. Örneğin; Başarılarını arttırmak ve öğrenme isteğini pekiştirmek amacıyla yüreklendirilmek istediğimizde, ‘Başaracağına inanıyorum, istersen bir kez daha deneyebilirsin, v.b.’ Yüreklendirme, çocuğun kendini değerli hissetmesine yardımcı olur.

 

Övgü tıpkı ceza gibi kontrolcü toplumun bir yöntemidir. Bu yüzden,

Övmeyin, Yüreklendirin !

 

ÇOCUĞUNUZU NASIL DİNLEMELİSİNİZ?

Çocuğunuzun sizinle rahat iletişim kurması için sizin onu iyi dinlediğinize inanması gerekir.

Çocuğu dinlerken ;

* eleştirmeyin,

* akıl vermeyin,

* konferans vermeyin,

* sorgulamayın,

*  tehdit etmeyin.

Çocuklar Duygularını Açtığında Oynadığımız Roller

Başkomutan: Emirler, komutlar, tehditler,  babaların sürekli olumsuz davranışlarından söz etmesi çocuğun bu özellikleri ile tanınmasına neden olur. Çocuk arkadaşları ve yakın çevresi tarafından o şekilde algılanmaya başlar. Bu da çocuğun kabul edilmeyen davranışlarını değiştirmek için çabalamasını engeller.

Ahlak Hocası: Bunu yapmalısın, bunu yapmamalısın ifadeleri..

Her Şeyi Bilenler: Konferanslar, öğütler…

Yargıç: Çocuğun haksız, kendilerinin haklı olduğunu ispatlamaya çalışanlar,

Eleştirmen: Çocuğun tepkilerini, söz ve davranışlarını eleştirenler,

Avutucu: Teselli eder, çocuğun korku ve endişelerine “boş ver” demekten öteye geçmezler,

Oysa  Çocuğunuzu Dinlerken;

Etkili iletişim için ben dilini kullanılması gerekir. Sen dili, suçlama ve eleştiri taşır. Sözlü bir saldırı anlamı taşır. Ben dili ise, çocuğun davranışının size ne ifade ettiğini anlatır. Mesaj çocuğa değil, size yoğunlaşır, suçlama yoktur.

Uygun ben dili ifadeleri;

“İyi giysilerini, oyun oynarken giyince çabuk eskiyor ve yenisini alamayacağımız için endişeleniyorum”

“Çok gürültü olduğu zaman kitap okuyamıyorum”

“Oyuncaklar halılara yayılmışken halıları temizleyemiyorum”

‘ Planlı çalışıp, ödevlerini vaktinde tamamladığında başarılı olacağını düşünüp mutlu oluyorum.’

 

 

TEMEL AİLE GEREKSİNİMLERİ

1)      Değerli Olma Duygusu:

2)      Güven Ortamı

3)      Yakınlık ve Dayanışma Duygusu

4)      Sorumluluk Duygusu

5)      Zorluklarla Mücadele Ederek Onların Üstesinden Gelmeyi Öğrenme

6)      Mutluluk ve Kendini Gerçekleştirme Ortamı

7)      Sağlıklı Manevi Yaşamın Temellerini Oluşturma Ortamı

 

 

Sağlıklı Ailede Çatışma Çözümünde Kullanılan Kurallar:

1)      Duygu ve düşünceler azaltılmadan ve abartılmadan, olduğu gibi ortaya konulmalı,

2)      Sorunlar şimdiki bağlam içinde ele alınmalı ve eski birikimler işin içine sokulmamalı,

3)      Karşıdakine uzun konuşmalarla nasihat verilmemeli, davranışlar somut bir biçimde, ayrıntılı olarak ele alınmalı,

4)      Yargılamaya gidilmemeli, kişiler kendi duygu ve düşüncelerini belirtmeli,

5)      Duygu ve düşünceler ne az ne eksik, olduğu gibi ifade edilmelidirler. Karşıdakinin ne beklediğine ya da en mükemmel olması gerekene göre ifadeler ayarlanmamalı,

6)      Konunu özü ile konuyla ilişkili olmayan ayrıntılar birbirinden ayırt edilmeli,

7)      Çatışma konusunda aktif dinleme kullanılmalı,

8)       Belirli bir zaman konusu içinde ancak bir çatışma üzerinde durulmalı, başka çatışma konuları tartışmaya katılmamalı,

9)    Birinin haklı çıkması yerine her iki tarafın da anlaşabileceği bir çözüme yönelinmelidir.

 

ÇOCUK YETİŞTİRMEDE OLUMLU YÖNTEMLER

 

1)      Önleyici Açıklama:

Çocuğunuzun davranışlarında olumlu biçimde bir değişiklik yaratmak istiyorsak aslında yapabileceğimiz pek çok şey var. Önleyici açıklamalar yapmak bu bahsettiğimiz olumlu çocuk yetiştirme yöntemlerinden biridir. Anne baba olarak çocuğun hangi davranışları yapmasını istediğimizi belirleyip bunu çocuğa açıkça anlatmak gerekir. Bunu yapabilmek için bizlerin çocuğumuzun hangi davranışlarını kabul edip hangilerini etmeyeceğimizi bilmemiz önemlidir. Çocuktan beklentilerimizi davranış yaşanmadan önce açıklamamız gerekir böylece anne babanın önleyici açıklamaları sayesinde pek çok istenmeyen davranış daha ortaya çıkmadan önlenmiş olacaktır.

Örneğin; Çocuk oyuncaklarını misafir odasına getirip yayıyorsa ve siz de bundan rahatsız oluyorsanız başka bir gün çocuk daha oyuna başlamadan ve oyuncaklarını dağıtmadan önce nasıl önleyici bir açıklama yapabilirsiniz?

Misafir odasının her zaman temiz olmasını istiyorum oyuncaklarını oraya getirdiğin zaman çok dağınık oluyor ve misafir geldiğinde çok mahcup oluyorum. Misafir odasının düzenli kalması ve senin de rahat rahat oynayabilmen için odanda oynamanı istiyorum.’

 

2) Dikkatini Başka Yöne Çekme:

Evde misafir varken çocuğunuzun sıkılıp huysuzlandığını gördüğünüzde,

“Bana yardım eder misin? Ben çayları verirken sen de şekeri verir misin?”

 

3)      Nedenini Düşünmek:

Çocuğun davranışının altında yatan nedeni anlayabilirsek olumsuz davranışı değiştirmek için de ne yapabileceğimizi çok daha kolay buluruz.

Örneğin; Yemek yemiyorsa belki çok yorgundur belki hastalanmak üzeredir veya başka bir derdi vardır. Önemli olan nedenini çocukla birlikte bulup davranışı düzeltmeye çalışmaktır.

 

4)      Göz ardı – Teşvik:

Bu yöntemi kullanabilmek için önce çocukta beğenmediğimiz davranışlardan hangilerini göz ardı edebileceğimizi belirlememiz gerekiyor. Bizi çok da fazla rahatsız etmeyen davranışları görmezlikten gelip istenen davranışları yaptığında takdir ederek çocuğu teşvik edebiliriz.

Örneğin; Çocuk yemeğini yerken üstüne döktüğünde görmezden gelip dökmeden yediği zaman; “ Bak üzerine dökmeden yiyebiliyorsun, aferin” diyerek dökmeden yemesi için teşvik edin.

 

5)      Seçenek Sunmak:

Çocuğa seçenek sunmak kabul edilmez davranışın yerine yapabileceği kabul edilebilir bir veya birkaç davranışı göstermektir. Yani sadece “yapma” demek yerine yapmasını beklediğiniz davranışlar arasından seçim yapabilmesi için yol göstermek.

Örneğin; Misafir geldiğinde sürekli ortalarda dolaşıp sizi rahatsız eden çocuğunuza “Misafir geldiği zaman ortalıkta dolaşmanı istemiyorum. Sen dolaştığında biz konuşamıyoruz. Hem gelenler hem de ben rahatsız oluyorum. Misafir geldiğinde ister odanda otur oyna, istersen köseye bir yastık koyalım yanımızda, yerde oyna.”

 

6)      Davranışın Sonucunu Açıklayarak Zararını Göstermek:

Bunun için annenin çocukla konuşarak bu davranışın neden yanlış olduğunu anlatması önemlidir. Böylece çocuk yaptığı davranışın nelere yol açacağını fark eder. Sebep sonuç ilişkisi kurmayı öğrenir başkasını rahatsız ettiğini gördüğünde yanlış yaptığını fark eder. Bu da davranışını düzeltmesini kolaylaştırır.

 

7)      Yardımcı Çözüm Yolu Göstermek:

Bu olumsuz davranış yerine uygulayabileceği, kabul edilebilir bir davranış yani yardımcı çözüm yolu göstermek gereklidir.

 

8)      Davranışın Sonucunu Yaşatmak:

Tüm olumlu disiplin yöntemlerini denedikten sonra çocuğun istenmeyen davranışı hala devam ediyorsa artık çocuk davranışın sonuçlarını yaşamalıdır amaç ceza vermek değil davranışın sonucunu yaşatmaktır. Çocuk davranışın sonucunu yaşadığı zaman farkındalık düzeyini arttıracaktır ve davranışı kendiliğinden değiştirebilecektir.

 

 

 

ÇALIŞAN ANNE VE ÇOCUK İLETİŞİMİ

 

Çocukla geçirilen sürede zamanın çokluğu  değil  yoğunluğu  önemlidir. Bu sebeple  annenin iş sonrası çocuğuyla  birlikte yüz yüze sohbet ederek, birlikte oyun oynayarak ya da yaşanan bir sorunu  konuşup birlikte çözüm yolu arayarak nitelikli zaman geçirebilir.

 

Annelerin dikkat etmesi gereken konulardan biri; suçluluk duygusu içinde çocuğuna veremediği zamanı hediyelerle telafi etmeye çalışması. Oysa çocuğun en çok ihtiyacı olan sevgi ve ilginin karşılığı maddi değildir. Sevgi sözcüklerimiz, birlikte geçirdiğimiz zaman

( birlikte tiyatroya, sinemaya, müzeye giderek) verilebilecek en iyi armağandır.

 

Leave a Reply

İZİNSİZ kopyalamak yasal suç teşkil eder. © 2009 · Başakşehir Anaokulu, Başakşehir Anaokulları · Her hakkı saklıdır. · KONULAR · YORUMLAR